LEZBİYEN OLMAK İÇİN NEDEN HİÇBİR ZAMAN GEÇ DEĞİL?

Çok sayıda kadın, erkeklerle uzun süre evli kalıp çocuk sahibi olduktan sonra lezbiyen olduğunu keşfediyor. Onlar hep lezbiyendi ve sadece farkına mı varamadılar yoksa cinsellik düşündüğümüzden çok daha  değişken bir yapıya mı sahip?

 

Carren Strock, kendini keşfettiğinde 44 yaşındaydı. 25 yıl evli kaldığı ve iki çocuk sahibi olduğu eşiyle henüz 16 yaşındayken tanışmıştı. Bir gün, en yakın arkadaşının karşısında otururken, o kadına aşık olduğunu şaşkınlıkla fark etti. Lezbiyen olabileceği fikri daha önce hiç aklına gelmemişti. Hatta düşüncelerini, “Bunu bana birkaç yıl önce sorsanız, ben kim olduğumu gayet iyi biliyorum, lezbiyen değilim ve olma ihtimalim de yok, derdim” şeklinde dile getiriyor.

 Bu andan itibaren Strock’un kendi cinselliğini algılama şekli tamamen değişiyor. Hislerine karşılık bulamamasına rağmen, bu durumu arkadaşlarına söylemek zorunda hissediyor. Başlarda, hislerinin sadece aşık olduğu kadına yönelik mi olduğunu yoksa genel olarak kadınlardan mı hoşlandığını ayırt edemiyor; fakat zamanla lezbiyen olduğuna karar veriyor ve bunun anormal bir durum olmadığına inanmaya başlıyor.

Bir gün, Carren Strock, sinema, tiyatro gibi yerlere el ilanları bırakarak, kendisi gibi, bir erkekle evliyken bir kadına aşık olan kadınlara ulaşmaya ve onlarla röportaj yapmaya karar veriyor. Zamanla, bu deneyimi yaşayan ya da bu konuda bilgi sahibi olan çok sayıda kadın kendisiyle iletişime geçiyor. Röportajların, Kadınlara Aşık Olan Evli Kadınlar adlı bir kitap olarak basılmasının ardından Strock, ikinci baskıya geçmeden, görüşmelerini, daha fazla kadına ulaşacağı internet ortamına taşıyor.  

Son yıllarda, aynı cinse ilgi duyduğunu 30’lu yaşlarında ve hatta daha geç fark eden kadınlar, özellikle tanınmış üst sınıf kadınların heteroseksüel ilişkilerinin ardından açılmaya başlamasıyla, oldukça ilgi çeken bir konu haline gelmeye başladı. Örneğin, Sex and the City’de Miranda karakterini canlandıran Cynhia Nixon, iki çocuk sahibi olduğu, 15 yıllık heteroseksüel ilişkisinin ardından 2004 yılında, şimdiki partneri Christine Marinoni’ye aşık olduğunu açıklamıştı. Geçen yıl, 40’lı yaşlarında olan İngiliz şarkıcı Alison Goldfrapp, yönetmen Lisa Gunning ile ilişkisi olduğunu söyledi. Oyuncu Portia de Rossi de komedyen sevgilisi Ellen DeGeneres ile evlenmeden önce bir erkekle evliydi. Son olarak İngiliz reklam ve televizyon yıldızı Mary Portas, Grazia dergisinde moda editörü olan Melanie Rickey ile birlikte olmadan evvel yine bir erkekle 13 yıl evli kalmış ve 2 çocuk sahibi olmuştu. 

Söz konusu durum, bugünlerde akademik çevrelerin ilgisini çekmeye başladı. Geçtiğimiz ay, Amerikan Psikoloji Derneği’nin San Diego’da yapılan yıllık toplantısında bir oturum, çok sayıda araştırmayı gün yüzüne çıkaran Cinsel Yönelim Değişkenliği ve Kendini Geç Keşfeden Lezbiyenler başlığı ile gerçekleştirildi. Bu oturumda Christian Moran, 30 yaş ve üzerindeyken eşcinsel ilişkiyi deneyimleyen evli kadınların yaşamlarını incelediği araştırmasıyla yer aldı. Southern Connecticut Üniversitesi’nde araştırmacı olan Moran’ın çalışmaları, bir erkekle evli lezbiyen kadınlar hakkında panoda yer alan yazıya ‘Çılgın’ takma adıyla bırakılan bir notla farklı bir yön kazandı. Notta, “Neden doğru şeyi yapamıyorum, neden o kadını düşünüp durmaktan vazgeçemiyorum,” yazıyordu. Moran, Çılgın ve onun gibi diğer kadınlara, hayatının ilerleyen dönemlerinde kadınlardan hoşlanmakta ters bir durum olmadığını, anormal olmadıklarını anlatabilmek için daha geniş bir araştırma yapmaya karar verdi. Bunun yanı sıra, heteroseksüel bir kadının lezbiyen bir kimliğe geçiş yapabileceğini yani insanın cinsel yöneliminin tamamen değişebilir bir şey olduğunu söylemeyi amaçladığını belirtiyor. Moran, çalışmasında, değişiklik fikrinin sürekli olarak göz ardı edildiğini ve ilerleyen yaşlarda yaşanan bu durumun genelde duyguların bastırıldığı ya da saklanıldığı şeklinde yorumlandığını belirtiyor. Artan sayıda araştırma, cinselliğin oldukça akışkan olduğunu ve düşünülenden daha sık değişebildiğini gösteriyor. 

Eski öğretmen Sarah Spelling, başka bir kimlik edinmeyi çok anlaşılır bulan bir kadın. 7 çocuklu bir ailede büyüyen Spelling, ilk ciddi ilişkisini yaşadığı erkekle üniversitedeyken tanışıyor. 12 yıl boyunca birlikte olduğu partneriyle, bir kez bile orgazm olmadığını belirtiyor. Spelling, feminist bir kadın ve aynı zamanda sporcu. Bu ikisi vesilesiyle bulunduğu ortamlarda, lezbiyen kadınlarla tanışma fırsatı elde ediyor. Hokey takımında tanıştığı ve kendisine aşık olan ve aynı zamanda Spelling’in de ondan etkilendiğini düşünen bir kadına karşı, “Hayır, bu ben olamam,” diyerek tepki veriyor. 34 yaşındayken, yaşadığı uzun süreli ilişki sona eriyor, ardından başka bir erkekle birlikte olduktan sonra ev arkadaşı olan kadına aşık olduğunu fark ediyor. Bir yıldan uzun süreli arkadaşlıklarından ötürü, kafalarının tam olarak uyuştuğunu, ikisi de yürüyüşe çıkmak, koşmak gibi yapmaktan hoşlandıkları birçok ortak şeyin olduğunu fark ediyorlar ki, Spelling bunu bir erkekle birlikteyken hiç hissetmediğini söylüyor. Bir erkekle sevişmek onun için hiçbir zaman rahatsızlık verici ya da yanlış olmamışken bir kadınla sevişmek gibi de olamadığını belirtiyor. Yeni ilişkisinin başlarından itibaren kendini lezbiyen olarak tanımlamasa da çok huzurlu hissettiğini dile getiriyor. “Kendimi heteroseksüel olarak tanımlamıyordum, kesinlikle de değilim ve şimdi biseksüel olarak da tanımlamayacağım.” Yıllar sonra, “23 yıldır birlikteyiz, değişimim gayet açık,” diyerek kendisini tamamen lezbiyen olarak ifade etmeye başlıyor.

Utah Üniversitesi Psikoloji ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Anabilim Dalı Profesörü Dr. Lisa Diamond, cinsel kimlik değişimleri üzerine 15 yıl boyunca 79 kadını inceliyor. Birlikte çalışacağı kadınları seçerken, kısa süreli dahi olsa eşcinsel ilişkiyi deneyimlemiş kadınları tercih ediyor ve her iki yılda bir kendilerini nasıl tanımladıklarını soruyor: Heteroseksüel, lezbiyen, biseksüel ya da kendi seçtikleri herhangi bir kategori olabilir. Her iki yıllık dönemde %20-30’u, çalışmanın tamamında ise %70’i kendilerini farklı tanımlamaya başlıyorlar. Diamond, ilginç olanın cinsel kimliğini farklı tanımlamaya başlayan grubun ergenlik çağındaki insanlardan oluşmaması, bu değişimin orta ve hatta ilerleyen yaşlarda yaşanması olduğunu belirtiyor. Diamond, cinselliğe dayalı sınırları aşmanın yaşla birlikte ilerlediğini söylüyor. “İnsanlar yaşlandıkça daha açık fikirli hale gelebiliyor. Birçok kadın, ilerleyen yaşlarda çocuk bakma, evliliğini koruma, partnerinin isteklerini karşılama konusunda daha az endişeli oluyor ve hayatına, isteklerine dönüp tekrar bakma fırsatı elde ediyor. Bu kadınların heteroseksüel ya da gey olmayı seçmeleri anlamına gelmiyor. Çünkü bu deneyimi yaşayan kadınların hepsi bunu kendi bilinçli tercihi olarak değil, tamamen kontrol dışı olarak yaşıyor. Bana kalırsa kültür, yönelim ve tercihi aynı şeymiş gibi ele alıyor; fakat değiller. Ergenlik baştan sona bir sürü değişim içerir ve bunların hiçbirini kendiniz seçmezsiniz. Yaşam boyu değişimler, dönüşümler vardır ve bunlar da tıpkı ergenlikteki gibi kontrolümüz dışındadır. “

Bütün bu açıklamalar Londra’da yaşayan, şu an 40’lı yaşlarında olan avukat Laura Manning için de doğru. Manning’in kadınlara ilgi duyabileceğine dair bir sezgisi hep vardı. Üniversitede iken tanışıp aşık olduğu adamla 20’li yaşlarının sonuna doğru evlenip 30’ların başında 2 çocuk sahibi oldu. “Anaç kimliğimi bir kenara bırakabildiğim ilk anda, kendim hakkında düşünmeye başladım. Her geçen gün olduğum şey beni daha fazla rahatsız etmeye başladı çünkü bunda yanlış bir şey görüyordum.” 30’lu yaşların sonlarında gece hayatını sevmeye, sabaha karşı eve dönüp sonra da sabah erkenden işe gitmeye başladı. O sırada hala kocası Jeff ile birlikte yaşamasına rağmen ilişkilerinde bir şeyler bitmeye başlamıştı. Evliliği sona erip Manning evden ayrıldığında iki farklı kadınla uzun süreli ilişkiler yaşıyor. Şimdi çok daha mutlu olduğunu söyleyen Manning, Jeff’e olan hisleri gerçek olduğundan ve çocuk sahibi olma yönündeki biyolojik dürtüden dolayı, bu evliliğin hayatının bir aşamasında kaçınılmaz olduğunu düşünüyor. “Şu an bir erkekle birlikte olduğumu düşünmek çok itici geliyor; ancak evliyken böyle hissetmiyordum, kendimi baskıladığımı hiç düşünmedim. Sadece Jeff’e olan hislerim, kadınlara olan arzularımın bir süre daha gizli kalmasına sebep oldu.”

Cinsel yönelim erkekler için de kadınlar için de aynı derecede değişken olabilir; fakat kadınların bu hususta daha açık ve değişime daha yatkın olabileceği öne sürülüyor. Psikoloji profesörü Richard Lippa, yaptığı çok sayıda araştırma sonucu, erkekler için tercih edilen ve tercih edilmeyen seks ayrımını yaparken kadınlar için, grinin çok sayıda tonu olduğunu ve bu ayrımın daha çok tercih edilen ve daha az tercih edilen seks biçiminde yaşandığını ileri sürüyor. “Birçok kadından, ben ona aşığım cinsiyetine değil, sözünü duydum ve bu ifade edilen, daha çok kadınlara özgü bir deneyim”. Hiçbir zaman 45 yaşında heteroseksüel bir erkeğin bana gelip de, bir erkekle tanıştığını, genelde erkeklerden hoşlanmasa da ona aşık olduğunu ve hayatının 15 yılını onunla geçirmek istediğini söylediğini duymadım. Yapılan araştırmada kadınların dörtte biri cinsel partnerlerini seçerken cinsiyetin çok da önemli olmadığını belirtiyor. “Bunun çok daha ötesinde,” diyor bir kadın, “Bu sadece kime aşık olduğum ile ilgili, bedenleriyle ilgili değil, görünenin ardında olan bir şey.”

70 yaşında olan Tina Humphrys, ilk defa bir kadına aşık olduğunda, daha önce kendini lezbiyen olarak tanımlamadığı halde, “İşte bu, o!” diye düşündüğünü söylüyor. Humphrys, ikinci evliliğini sona erdirmiş ve iki çocuğuyla yaşarken, tüm hayatından nefret ettiğini söylüyor. “Çocuklardan nefret etmiyordum elbette, sadece beni gözyaşlarına boğuyorlardı. Akşamları onlar uykuya daldıktan sonra kanepeye uzanır ve sadece ağlardım.” Geçmişte kadınları çekici bulduğunu belirtirken, “Kadınlar zaten böyle değil mi? Elbisesi harika görünüyordur, vücudu çok etkileyicidir, görünüşü çok tatlıdır; fakat buna özellikle cinsel bir anlam yüklemezsiniz.” Daha sonra bir yetişkin olarak üniversiteye gitmeye karar veriyor, katıldığı gruplardan birinde bir kadına aşık oluyor. “Bir kadında cinsel çekicilik bulmak ilk başta biraz şaşırtıcıydı fakat aynı zamanda erkeklerden vazgeçmek için de bir nedendi. Baskıcı ve kısıtlayıcı hayatı bırakıp yepyeni bir şey deneme kararıydı benim için.” Birçok insanın bir arada yaşadığı bir eve taşınıyor, 30 yıldır birlikte olduğu şimdiki partneriyle tanışana kadar,  kadınlarla bir süre çok eşli bir hayat sürüyor. Geçmişte erkeklerle oldukça aktif bir cinsel yaşamı olmasına rağmen, kadınlarla sevişmeyi çok daha fazla sevdiğini söylüyor. “Sıradan bir seksten bahsetmiyoruz, peş peşe sayısız orgazmdan bahsediyoruz!” Cinselliğin ötesinde, Humphrys, onun için en önemli olanın, kadınlarla her düzeyde, bambaşka, hiçbir erkekle kuramadığı bir bağ kurması olduğunu söylüyor. Strock, bunu yaşadığı bir deneyimle örnekliyor. “Heteroseksüel kadınlardan oluşan bir çalışma grubuna katılmıştım. Ve onlara, birine aşık olduğunuzda, içinizden bir şeylerin yükseldiğini ya da kulaklarınızda eşsiz bir müziğin yankılandığını hissettiniz mi, diye sordum. Çok azı elini kaldırdı. Eşcinsel kadınlardan oluşan bir gruba katıldığımda aynı soruyu sordum ve neredeyse herkes elini kaldırdı. Yani kadınlar arasındaki iletişim, kadınla erkek arasında olandan çok daha farklı.”

Psikoterapist Susie Orbach, 30 yıl birlikte olduğu eşinden ayrıldıktan sonra, yazar Jeanette Winterson ile mutlu bir birliktelik yaşamaya başlıyor. Orbach, anne ve kızı arasındaki sevgi bağının, ilerleyen yıllardaki lezbiyen aşkı inanılmaz bir şey olmaktan çıkardığını söylüyor. “İlk kimin kollarındaydınız, kimin kokusunu aldınız, vücuduna temas ettiniz? Söylemeye çalıştığım şu, henüz babaların büyüttüğü çocuklar değiliz, bu nedenle bir kadının heteroseksüel ilişki yaşamaya başlaması büyük bir macera olarak gerçekleşiyor.” 

Cinsel yönelimin değişebilirliği gerçeği bunun herkes tarafından hoş karşılanacağını göstermiyor elbette. Diamond, “Kültürel olarak 20 yıl öncesine göre daha kabul edilir olsa da eşcinsel ilişki hala insanlar için oldukça ürkütücü görünüyor. İnsanın kendisiyle ilgili hep öğrenecek şeyleri olması ve hala bunları bilmemesi de korku ile karşılanabiliyor. Bu insanlar için gerçekten kabul etmesi çok zor bir şey.” Bu nedenle yapılan araştırmalar ve yazılan kitaplar çok önemli. Strock’un kitabı ilk basıldığında, “Konuşma yaptığım bir yerde, bir kadın elinde kitabımı tutarak yanıma geldi. Başka bir kadına aşık olan ilk evli kadının kendisi olduğunu düşündüğü, ne yapacağını ve kiminle konuşacağını bilmediği zamanlarını anlattı. Bir gün, en iyi çözümün, kocası ve çocuklarının geç döneceği bir akşam kendini öldürmek olduğuna karar veriyor. Planladığı şekilde intiharını gerçekleştirmek için işten eve dönerken, önünden geçtiği kitabevinin camekânına benim kitabımı dizdiklerini görüyor. Bunu yaşayan tek kişi olmadığını öğrendiği an, yaşamayı seçiyor.”

Kendini ilerleyen yaşlarda keşfeden lezbiyenlerin hepsi de mutluluğu farklı yollarla bulmuşlar. Strock hala bir lezbiyen ve onun cinsel yönelimini bilen kocasıyla hala evli. “O beni asla hayatından çıkartıp atmaz ve ben de onu.” diyor ve “İlişkimizi yeniden tanımladık. Ben bir lezbiyenim fakat eşimle farklı odalarımızın olduğu bir evi paylaşıyoruz. İki torunumuz var ve bizim yaşadığımız durum hiç de eşine rastlanmaz değil.” Konuştuğum kadınların çoğu, kadınlarla mutlu, uzun süreli ilişkiler yaşamaktalar ve hepsi de daha önceki ilişkilerinde bulamadıkları bir tatmini bulduklarını söylüyor. Diamond, “bazı insanlar değişimi ürkütücü bulurken bazıları heyecan verici ve özgürleştirici görebiliyor. Bana kalırsa, yetişkin ya da orta yaşlı kadınlar, cinsel yönelim değişimini kabule çok daha yatkın oluyorlar. Bu yaşlanma karşıtı bir toplum; hepimiz insanların hep genç, çekici ve etkileyici olmasını istiyoruz. Bence kadınların, insanların çoğu için artık cinsel olarak çekici olmadığı ve seksin yavaş yavaş bittiği düşünülen yaştayken böyle heyecanlı bir değişim yaşaması ve buna açık olması, oldukça özgürleştirici bir eğilim. Cinsel yaşamınız çok hareketli ve heyecanlı olabilir; geçmişte ne yaşadığınız ise gelecekte sizi nelerin beklediğinin her zaman en iyi göstergesi değildir. 

Çeviri : Fatoş Usta

Kaynak: https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2010/jul/22/late-blooming-lesbians-women-sexuality?CMP=Share_AndroidApp_Tweet

Related posts

Yorum Yap